|
|
Üzülme!..
Dert etme can!..
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan,
nefes alabiliyorsan, …yürüyebiliyorsan…
Ne mutlu sana!…
Elinde olmayanları söyleme bana…
Elinde olanlardan bahset can!…
Üzülme!..
Geceler hep kimsesiz mi geçecek?..
Gidenler dönmeyecek mi?..
Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede..
Veya bir bahar sabahında karşına çıkmış…
Bil ki! Güzellikler de var bu hayatta…
Gel Git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?..
“Hüzün olgunlaştırır” …
“Kaybetmek sabrı öğretir”…
Hz. Mevlana
Aylardan ağustos. Firmanın birisinden acil diye mikrobiyoloji laboratuvarına ait sarf malzemelerini doğrudan temin yoluyla alıma gitmişiz. Sebep nedir : aciliyetten. Alım için piyasa fiyat araştırmamız sonuçlanmış ve yerel bir firma işi yüklenmiştir. 75 Tl lik fiyatı yanlışlıkla 75 Krş verip, 75 ile 4 ü çarpıp 350 çıkaran firma nasıl bir ticari firmadır diye karakara düşüp [...]
Innuendo
While the sun hangs in the sky and the desert has sand
While the waves crash in the sea and meet the land
While there’s a wind and the stars and the rainbow
Till the mountains crumble into the plainOh yes we’ll keep on tryin’
Tread that fine line
Oh we’ll keep on tryin yeah
Just passing our time
While we live [...]
Değişimin Motoru Arzular
Arzular, birdenbire gökten düşmez. Bilinçaltımızda oluşurlar ve yalnızca tanımlanabilir hale geldiklerinde yüzeye çıkarlar. Ondan önce, ya hiç hissedilmezler ya da genel bir huzursuzluk şeklinde hissedilirler. Hepimizin, birşeyler istediği, fakat ne olduğunu bilmediği zamanlar olmuştur. Böyle zamanlarda, henüz olgunlaşmamış bir arzu söz konusudur.
Plato’nun şu sözü çok [...]
Egomuz gün geçtikçe büyüyor ve doğa ile aramızdaki fark büyümeye devam ediyor. Doğayla zıt niteliklerimizin getirdiği acıdan kurtulmak için, doğanın özgecil niteliğini edinmeye çalışmamız gerekiyor.
İnsan, yapısı gereği kendisinde meydana gelen değişiklikleri algılayamaz. Çevresinin değiştiğini zanneder. İnsan duyularının ve aklının, hakikati algılaması bu şekildedir. Gerçekte ise doğa, sabit ve değişmezdir. Doğa ile uyum [...]
Bütün dünya birbirimizi sevmemiz gerektiğinden bahsediyor, fakat tam tersine birbirimizden nefret ediyoruz…
Sır şu ki, doğru bir şekilde Kabalistik bir grup içerisinde çalışaraktan, kişi gerçeği ifşa etmeye başlar: komşusunu sevmediğini, ve hatta ondan nefret ettiğini görür. Bu ifşa meydana gelmeden önce herkesi sevdiği düşünür, buna gerçekten inanırdı. Ama şimdi, en kinci insanın kendisinin olduğunu [...]
Derste bir öğrenci çektiği ıstırap ile ilgili bir soru sorar..
Mike’ın cevabı ise:
“Eğer ızdırap çekiyorsam, Yaratan’ın yaptığı ile uyuşmazlık içerisindeyimdir. Yani… bir problemim var şimdi, değil mi? Izdırap çektiğim an, bu durumu aklayacak geçerli bir gerekçe bulamıyorum. Istırap çektim.. çok geç!
Fakat… diyelim ki birisi gözlerinizi bağlıyor ve koku alamayacağınız şekilde burnunuza mandal takıyor.. ve sonrasında bir [...]
İnsan ne zaman yanlış yapar, yanlışa sapar ki?
Altta yatan en önemli neden ego sorunumuzdur. Hayır deme direncimizin düştüğü her hangi bir durumda yanlış yola sapabiliriz.
İnsan neden hayır demez ki? Demez değil diyemez yazmak lazımdı…Diyemez çünkü [...]
Her zaman egomuzdan bağlantısız durumda olmalıyız. Arzularım, düşüncelerim, niteliklerim, hayata yaklaşımım, tüm yaptıklarım – bedenim (arzularım) beni ittiği için mi bunları yapıyorum? Ve hatta dağıtımda, grupta, hayatta yaptığım büyük işlere rağmen , beni beden mi itiyor yoksa ruh mu?. Burada tavsiye edilen karmaşık bir inceleme var. – Ya ifşa olmuş Yaratanın Yüceliği sizi hareket ettirecek [...]
Kendimden vazgeçmeden onlarla nasıl bağlanabilirim? Egomdan vazgeçmeye ihtiyacım var, onların içinde olan yardıma ihtiyacımın olduğunu görmeye ihtiyacım var, Elyon’a yükselebilmek için eksikliğim olan niteliklere sahip olduklarını görmeye ihtiyacım var. Bu yüzden kendimi onların önünde eğmeliyim. Ne için? Kontrolümü, gururumu, eğerek onlardan almak, kendi üzerimde [...]
|
|
Son Yorumlar